İşaretle (Düşün) ve Çek

İşaretle (Düşün) ve Çek

Son zamanlarda, hayatın her alanında anlık zevkler almak bir numaralı hedef olmaya başladı. Sabır kelimesi anlamını yitirmeye başlarken, mükemmellik arayışı ve zanaat da önemini kaybetti. Fotoğrafçılık dünyası ise bundan en çok etkilenen zanaat oldu. Ama ne pahasına?

Dijital çağ herkesi bir ’fotoğrafçı’ yaptı. Yapmanız gereken tutmak, seçmek, düğmeye dokunmak, birkaç kare çekmek ve sonuç! İşin en zor bölümü sizin için yapılmış oldu.

Oysa ki, fotoğraf sanatında hayati önem taşıyan sadelik, büyülü etki de kayboldu . Bu sanki bir hastayı kaybetmek gibi…Mükemmel fotoğraf karesini belirlerken sakince beklemek , konsantrasyon eksikliği, fotoğrafın baskıdan nasıl çıkacağının heyecanlı bekleyişi de beraberinde yok oldu.

Bundan kırk yıl önce, Steve Sasson adındaki genç bir mühendisin Amerika’da ilk dijital kamerayı üretmesiyle fotoğrafçılık da yön değiştirdi. Prototipi ağır ve hantaldı, fakat bir devrimi kıvılcımladı: kısa süre sonra büyük üretici firmalar küçük, etkili ve göreceli olarak ucuz dijital kameralar üretmeye başladı. Pazar patlaması yaşandı.

BBC Dergisindeki bir makalede, dijital fotoğrafçılık hakkında “Kameralara artık film ruloları takılmayacak. Artık en güzel kareyi yakaladığınızda filminiz bitmeyecek. Çektiğiniz fotoğrafta, parmak izi ya da kırmızı göz sebebiyle artık ʻgüzelʼ bir çekimin laboratuvar baskısı boşa gitmeyecek” demektedir.

Bir film laboratuvarında çalışan Londralı Charlie Abbiss, hayatını kazandığı sektördeki bu tehlikeli değişimi herkes gibi karşılamadı.

2010 yılında, meslektaşı Tori Khambhaita ile birlikte beklentinin ötesine geçerek “Film’s Not Dead” i kurdu. “Hepimiz fotoğraf sektöründe çalıştık ve geleceğin getireceklerinden ürktük…O günden bugüne olanlar ise tahminimizin çok ötesinde” diye yorumlamıştır.

Londra’dan, New York’a Baltimore, Johannesburg, Tokyo, Kanada ve Stockholm’den bir çok fotoğrafçı seçimlerini filmden yana kullandı.

Eğer günde tek bir güzel çekim yapabilirsem, kendimi başarılı sayarım.

Abbiss bunun arkasında birçok sebebin yattığını söylüyor: “Kişisel olarak, fotoğraf çekme sürecinin yavaşlamasından memnunum. Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız, bunu her zaman isteyeceksiniz , değil mi?”

Fotoğrafçı David Geffin, Fstoppers sitesindeki bir blogda şöyle ifade etmiştir: New York’ta yaşıyorum – sabırlı olmam gereken herhangi bir zamanda sabırlı olurum. Herhangi bir fotoğraf çalışması yapmak için daha fazla zaman harcadığımda, bunun daha az çekmekle, yavaşlamakla ve daha fazla izlemekle alakalı olduğunu fark ediyorum. Bazı zamanlarda kısa sürede çok sayıda çekim yapmak istediğiniz anlar olabilir. Fakat bir hissi vermek veya bir ruh halini yansıtmak istediğinizde, çekim yapmadan önce sanırım beklemek, izlemek, yönlendirmek ve kafanızda net bir görüntü elde etmek ve görüntülere bakarak söylemek istedikleriniz üzerinde çalışmayı denemek daha iyidir”

Şu anda San Francisco’da yaşayan İtalyan Paolo Marchesi, ”organik” film hissini ve sürecini beğendiğini söylemektedir. “Sizi daha iyi bir fotoğrafçı yapar. Dijital ile, çekim yapmak için zaman ayırmak yerine sadece düğmeye basmak yeterlidir.”

Abbiss ayrıca karanlık oda sürecinin filmin geri dönüşünde temel görev üstlendiğine ikna olmuştur.

“Karanlık odalar tüm film fotoğrafçıları için çok özel yerlerdir” şeklinde açıklamıştır. Dijital çağda, fotoğrafçılık bir tek başına yapılan bir spor haline gelmiştir: bilgisayarı ile bir kişi çekimlerini yükleyebilir veya eposta ile gönderebilir. Karanlık odalar bunun antitezidir, fotoğrafçıların bilgi alması, çalışmalarını sunması, fikir alması ve ağ oluşturması için olan alanlardır”.

“Karanlık odanın avantajlarını yeterince yüksek sesle söyleyemem. Herhangi bir karanlık odanın en iyi tarafı ana yazıcıdır: başlıkta sadece baskı yapıldığı yazılmasına rağmen, hayır aslında yapılan çalışma, doğru tonları bulmanıza ve kararlarınızı sorgulamanıza yardımcı olacaktır.

Temelinde fotoğtafçılık insan dokunuşuna bağlı olan çalışmalardır; ortak tutkuda buluşan insanların etkileşimidir. Hayat da budur zaten. Fotoğraflar gerçek hayatın ifadelerini yakalamak için değilse, o zaman ne için varlar?

Rahatla & Daha Hızlı Koş.

Rahatla & Daha Hızlı Koş.

Birçok insan rahatlamak için koşar, fakat koşarken rahatlamayı unutur. Yapılan herhangi bir sporda, insanlar bazen yaptıkları işe konsantre olup kendilerini o kadar çok zorlarlar ki, vücutları onlara zarar verecek forma girer; dağ bisikleti ile yokuş aşağı giderken çenezini kasmak, koşarken omuzlarınızı sıkmak ya da satrançta bir sonraki hamlenizi düşünürken kaşlarınızı çatmak gibi.

Koşmak için, en iyi sonucu almanın en iyi yolu vücudunuzu gevşetmektir. Bu da rahat olmaktan geçer. Önemli bir maratonu izlerken öndeki yarışmacılarda fark ettiğiniz ilk şey nedir (attıkları adımı atmanın imkansız olduğunu bilmek dışında) – hepsi gevşemiş ve rahat görünür, değil mi?

Açıkçası koşucuların kafalarından geçen bir stratejisi vardır, fakat en iyi koşucular koşarken rahat kalmanın sanatını mükemmelleştirmiştirve, bu sebeple uzun mesafelerde dahi pamuksu bulutlarda rahatlıyorlarmış gibi görünürler.

Sakin kalın ve vücudunuzdan yanıt almayı bekleyin.

Rahatlayacağınız bir yer bulmanın en iyi yolu nefes almaya odaklanmaktır. Efsane büyük dalga sörfçüsü Laird Hamilton Men’s Journal’a verdiği demeçte “Derin nefes almak vücudunuzu rahatlatır ve kaslarınızı harekete hazırlar,” demektedir. “Nefes almaya odaklandığımda, daha güçlü bir atlet oluyorum, efor seviyemi ve çektiğim acıyı daha iyi kontrol edebiliyorum.” demiştir.

Hamilton burundan derin nefes alma pratiği yapılmasını öneriyor – böylece aldığınız nefesi diyaframınıza daha derinden çekersiniz – kaslar akciğerlerinizi karnınızdan ayırır. “Bu da karnınızın genişlemesine sebep olur ve akciğerlerinize baskı yapan karnınıza doğru aşağı yönlü basınç oluşturur ve kalbe giden ve kalpten gelen kan akışını artırır… eğer bir yoga dersi aldıysanız, bu diyaframatik nefes almanın rahatlatıcı etkiye sahip olduğunu bilirsiniz.”

Vücudunuzun ne yaptığına konsantre olmak koşarken rahat kalmanın başka bir yoludur. Runner’s World’e yazan spor psikoloğu Jerry Lynch şöyle demektedir Daha sakin ve hızlı koşmanın sırrı rahatlamaya odaklanmaktır, daha fazla efor ʻharcamayaʼ değil. Efor harcamak kasların gerilmesine sebep olur. Vücutlarını gevşetmeyi başaran sporcular en iyi koşar.”

Lynch, antrenmanlarını iyileştirmek isteyen koşucuların her gün birkaç rahatlama tekniği denemelerini söylemektedir; Gün sonunda duş almak gibi basit şeyler işe yarar, görselleştirme veya yoga rahat bir beyin-vücut durumuna sahip olmanıza yardım edecektir.

Lynch, koşarken size yardımcı olacak şu tavsiyede bulunmaktadır: “Ellerinizi sıkmak yerine yumurta tutuyor gibi hafifçe kapattığınızdan emin olun, uzun adımlar atmaya odaklanın, arada kısa atım atmak enerjinizi boşa harcar. Kollarınızı sallayın, omuzlarınızı rahatlatın ve dirsekler serbest kollarınız aşağıda ilerleyin. Bunları uygulamazsanız yol veya patikada koşularını zamanında bitirmeniz mümkün olmayacaktır.