Sadece çocuk oyuncağı değil

Sadece çocuk oyuncağı değil

Elinde bir bardak şarap ile Lego parçasının üzerine basan kişiye, oyuncakların strese sebep olup olmadığını sorun, alacağınız cevap EVET’dir. Ama davranış psikologlarına sorduğunuzda aslında bunun meditatif bir rahatlama tekniği olduğunu söyler. Görünen o ki aslında yetişkinlerin de oyun oynamaya ihtiyacı var.

Legoyu sadece çocukların oynadığı günler artık mazide kaldı. 2014 yılı Lego Filminde bilgi içeren espiriler ve şizofrenik İyi Polis/Kötü Polis kavramları gençlerden çok yetişkinlere yönelik.

Eskiden Manchester United Takımında top koşturan İngiliz futbolcu David Beckham plastik inşaat blokları ile oynayarak gün sonunda stresini attığını ve eğlendiğini söylemişti. Geçen sene İngiliz gazetecilere “Çocuklar okuldan eve geldiklerinde, genellikle en sevdikleri oyunları oynuyoruz,” diye söyleyen Beckham “Lego’yu seviyorlar. Ben de seviyorum. Sanırım Lego zaman zaman sakinleşmeme yardım ediyor.”

Oyun oynamanın beyin işlevlerini artırdığı görülmüştür.

Lego CEO Jorgen Vig Knudstorp, Telegraph’a verdiği 2014 yılındaki söyleşide “Lego bir oyuncaktan ötesidir – yaratıcı bir ifadedir,” demiştir. “Birçok yetişkinin bununla ilgilendiğini gördük. Lego ile, çok sayıda hayret verici eser yaratabilirsiniz — yapabilecekleriniz hayalinizle sınırlı. İnsanlar birşeyler yapmayı sever. Bu her insanın içinde yatar.”

Knudstorp Huffington Post’a verdiği demeçte parasını yeme-içmeye yatırdığını söylemiş ve Lego’ya gelince bunun insanların deneyimlerini artırmak için kullandığı bir araç olduğunu belirtmiştir. Ciddi Oyun adında bir danışmanlık işi geliştirmiştir ve özel Lego setleri ile çalışan kişilere grup çalışmaları yaptırmaktadır. Ciddi Oyun ekibi, yöneticilere grup çalışmaları boyunca “tutkulu güven oluşturmak, konsantre olmak, söz vermek ve tutmak” konularında eğitim vermektedir.

How to Stay Sane yazarı Psikoterapist Philippa Perry Guardian’da yetişkinlerin oyun oynaması beyin işlevlerinin yerine getirilmesine yardım eder ve hayal gücünü tetikleyerek esnek kalmamıza yardımcı olur. diye belirtmiştir.

Telefonların çaldığı ve sürekli olarak ping verdiği bir dünyada iş stresi sizi her yerde takip eder, oyuna zaman ayırmanın günlük yaşamın çalkantılarında size nefes alacak zaman ayırmanıza yardımcı olur. Araştırmalar aynı zamanda oyunun stresi aldığını, beyin işlevlerini iyileştirdiğini, ve diğer insanlar ile ilişkilerimizi iyileştirdiğini göstermiş ve diğer kişiler ile güven ilişkisini güçlendirmişti.

Dolayısıyla Lego setlerinizi alın, ofise girin ve inanılmaz işler yapın. Talimata gerek yok.

Vertigo’nun Aile Oluşturmayla Hiçbir İlgisi Yok

Vertigo’nun Aile Oluşturmayla Hiçbir İlgisi Yok

Bu doğru; iyi bir iş diğerini hak eder.

Yükseklik korkunuz olsun ya da olmasın, uçuş genellikle streslidir; fakat, ağlayan bir çocuğun yanında oturmak kadar kötü birşey yoktur. Doğru mu? Hımm, bir saniye için bebeğin ailesinin nasıl hissettiğini bir düşünün.

Georgia’nin öyküsü mükemmel bir örnek teşkil eder. Birçok genç anne gibi, dört aylık bebeğiyle daha önce hiç uçmamıştı. Sinirliydi ve uykusuz geçirdiği gece sebebiyle yorgundu, fakat buna değdi, bebeğini ilk kez ailesine gösterecekti.

Bebeği kucağında iken el bagajı ile uçağa doğru başarıyla gitti ve yerine oturdu. Bir süre sonra bir yanına oturan adamın bebeğinden rahatsız olduğunu anladı. Ve o anda Georgia’nın bebeği gerginliği hissetti ve mızırdanmaya ve ağlamaya başladı. Ve ağlaması bitmedi. Tamamen gergin olduğunu hissederek Georgia hostesi çağırdı ve başka bir boş koltuk olup olmadığını sordu; şansı yaver gitti ve Georgia ile ağlayan bebeği tek başına seyahat eden bir kadının yanına oturdu.

Ağlamanın eşiğinde olan Georgia kadından bebeğini bir süre tutmasını istedi. Kibar kadın bebeği birkaç saniye pencereye doğru tuttu ve bebeğin ağlaması kesildi. Bebeği uçuş boyunca tuttuktan sonra, kadın bebeği kollarında uyuttu.

Georgia’nın memnuniyetini ifade edecek sözcük yoktu, fakat bu durum günümüzde insanlığın önemini vurgulayan bir öyküdür. Küçük bir anlayış ve kibarlık sıkıntılı bir durumu hoş bir anıya çevirebilmektedir.

Gerçekte, ister alın isterseniz de verin, çok sayıda bilimsel çalışma göstermiştir ki kibarlık yapmanın bağışıklık sistemine olumlu etkisi vardır ve beyinde serotonin hormonunu artırmaktadır Serotonin doğal olarak oluşan bir nörokimyasal olup sakinleştiren ve ruha huzur veren etkiye sahiptir ve “iyi hissettiren” bir maddedir.

Bu tür davranışlarda bulunan insanlar zamanla daha mutlu oluyor.” Kaliforniya Üniversitesi, Riverside’da psikoloji profesörü olan Sonja Lyubomirsky, Huffington Post’a yaptığı açıklamada “Başkalarına nazik olduğunda, kendinizi daha iyi bir kişi olarak hissedersiniz – daha ahlaklı, iyimser ve pozitif” demektedir.

Kibarlık yayılan bir davranıştır; bunu hedefiniz yaparak günde birkez kibarlık yapın. Karşıdan karşıya geçen yaşlı birine yardım edebilir ya da çantasını tutabilirsiniz; ya da kasiyerlik yapan bir kişiye gününün nasıl geçtiğini sorabilirsiniz. Kibar olmak kazan-kazan durumudur, dolayısıyla kendinizi kötü hissettiğinizde – rahatlayın, derin bir nefes alın ve kendinizi başkasının yerine koyun; daha iyi hissettiğinizi göreceksiniz.

Yaranızı Daha Sıkı Sarın…

Yaranızı Daha Sıkı Sarın…

Doğal olarak sakin ve beyne odaklanmış.

Dünya 2016 yılında daha da stresli bir yer oldu. Daha fazla insan, daha fazla gürültü, daha az kaynak ve daha az zaman. Yardıma ihtiyacımız var. Doğal dopamin temelli L-theanine tam zamanında yardımımıza koştu gibi görünüyor.

Yapılan son çalışmalar L-theanine’in sinir sistemi problemleri ile ilgili mücadelede yardımcı olduğunu göstermiştir. Sinir sistemindeki problemler ile, gerginlik, odaklanma kaybı, bağımlılık eğilimleri ve ciddi zihinsel sağlık streslerinin yer aldığı çeşitli semptomlar kastedilmektedir.

Tedavi edilmeyen stres bilinç altı beyin algısını etkileyebilir ve genel sinirlerde çoklu sendromlara (gergin veya rahatsız bacaklar) ya da sinirin bitmesine (acı veya diğer rahatsızlık hisleri) sebep olabilir.

Çeşitli besleyici maddeler sinirlerin dengede olmasına ve yatışmasına yardımcı olur. En çok bilinenler arasında kalsiyum AEP, magnezyum, asetil-l-karnitin ve kuversetin vardır. Bu listeye artık L-theanine’in de rahatlıkla eklenebileceği açıktır.

Yapılan bir çalışma günde 200 mg L-theanine kullanımının kaygı durumunu ve tansiyonu düşürürken yüksek strese sahip kişilerde ruh halini düzelttiğini göstermiştir. Bu çalışma L-theanine’in sinir gerilimini azaltabildiğini ve dolayısıyla stres yükünü yumuşattığını göstermiştir.

uyku sorunlarına sebep olabilir. ADHD bulunan genç erkekler üzerinde yapılan çalışmada, alınan 400 mg L-theanine’nin uykuyu önemli derecede iyileştirdiğini göstermiştir. Sorunlu sinirler uykuyu düzensiz bir şekilde bozar. Gün boyunca sakin kalan sinirlerin gece uykusunu düzelttiği bu çalışmada belirtilmiştir.

Kaygı ve uyku sorunlarının kombinasyonu “beyin acısı” için geçici bir çözüm olan hızlı iyileşme veya ödül tutkusuna yol açar. Birçok atıştırmalıklar, sigara, alkol vb. geçici rahatlığa yol açarken, aynı zamanda bağımlılık yapan davranışlara da sebep olabilir.

Yoğun kaygı ve stres durumu, beyinin bilinç altı algılama dengesini bozarak değişen seviyelerde önemli zihinsel sağlık sorunlarına yol açabilir. Örnek olarak şizofreni veya şizoafektif rahatsızlık gösterilebilir, burada bozulan gerçeklik algısı aşırı sinir aktivitesi ile ilgilidir. Bir araştırma grubu bu hasta nüfusunda L-theanine kullanarak birkaç çalışma yürütmüştür.

Sinirleri değiştirmek zaman almakla birlikte doğru beslenme bu kişileri doğru yönde ilerlemelerine yardımcı olmada büyük önem taşımaktadır. L-theanine artık birçok insan için ortak bir sağlık sorunu olan aşırı yüklü sinirlerin iyileşmesine yardımcı olan çok sayıda veriye sahiptir, özellikle sinirlerdeki baskı önemli bir yer kaplamaktadır. Bu sorunları başlamadan bitirmek en iyisidir, çünkü eğilim durumu kötüleşir ve kişiyi çeşitli sinir ve acı sorunları ile karşı karşıya bırakırken daha zor zihinsel sağlık sorunlarına yol açar.

Coming together in Vienna

Vienna, the birthplace of Tranquini, recently played host to an event for Tranquini?s investors, partners and team members.

Some 120 people from 28 countries attended the conference and heard first-hand about our philosophy, current results and future direction, as well marketing and communications plans designed to maximise Tranquini?s exposure in current and new markets.